Beni yerlere atıp parçalarıma
ayırdın da ben bardak mıyım?
Elimde ne kaldı hemen bir teyit edelim. Hiç.
Tebrikler bunca şeyden sonra elimde kalan koca bir hiç kazanmışım.
Sen -100 derecede bir başkasının evinin önünde/
bir başkasını/ beklerken ben kendimi alüminyum folyoya sarıp derin dondurucuya
attım.
Bunca olanlardan sonra da ben sakat kaldım.
Ben seni, ufacık kesildi diye başparmağını öpecek
kadar,
Ben seni, siyah gözlerini saran uzun kirpiklerine
dokunacak kadar,
Ben seni, elimi tutarken mutluluktan kusacak kadar,
Ben seni, senin başkasını köpek gibi severken
görüp ses bile çıkaramayacak kadar be.
Ben, seni, o kadar. Bunu tamamlayamıyorum.
Daha önce buna katlanamadığımdan da bahsetmiştim
lakin ben 10.000 kez kendi üstüme katlandım ki origamide kâğıt bile en fazla 7
kez bilirsin.
Bir gün de niye en çok geceleri aklıma geldiğini
tartışacağız. Ben ve kendim. Senin hayatımdan çıktığını kabul edişimin 1
milyonuncu yılını, bana hiç almadığın uçan balonları tek tek patlatarak
kutladım çünkü.
Baya zaman kadar da beni neden sevmediğin
olgusuyla yaşamak zorunda kaldım. Bunun acısı da bin tonluk tırın altında
kalmakla eş değer. Ama ben bunu hiç kimseye anlatmadım ben bununla başa da
çıkamadım. Ben, bu acıyla hiçbir şey yapamadım.
Ama varsa üstüne bir sigaranı yakarım.