Duam olan adam başkası için ellerini açıyor.
Yüreğim kanıyor kanları içime damlıyor. Yemin ederim, kokusunu alıyorum. Beni
sevmiyor işte. Kim ne yapabilir? Elimden ne gelir, elimi onun gibi kim
tutabilir?
Üstümüzden 5 mevsim geçmiş. Geçmiş bizi bir hayli küle
çevirmiş. Of.
Yokluğuna kaç insan harcamam gerek?
Bu süreçte ben kiraz çöplerine bakıp beni neden sevmediğini
düşündüm. Beni sevmemen beden buldu. Kasıp kavurdu.
Kavruluşum akciğerimde yanık izi.
Senden, önemli, -değil-
Daha kaç kere yazıklayacağız bu hikâyeyi? Daha kaç kez
kalbimi parçalara ayırıp avucuma bırakacaksın?
Bu süreçte ben eksildim de biraz. Birazdan biraz daha fazla.
Baya fazla. Öyle eksilmek ki tamamlanamamak. Olsun.
Bunun içinde bir insan harcar sonra kendimden kaçarım.
En son kendimden kaçtığımda bir daha bulamadım.
29 Mayıs 2014
05 Mayıs 2014
135 adımlık yolu beni ısıtabilmen için
sarılarak yürümemizin nasıl oldu da bir anlamı kalmadı?
Bizi bu hale hangi 489 gün getirdi?
Bugün bir başkasını sevişine zilyonuncu şahitliğimi yaptım.
1 milyon yara aldım ve hepsini içime attım.
Benim, içim, ciddi ciddi, öldü orospu çocukları.
Biraz önce lavabo tıkacına bakarken seni düşündüm. Bir
insanın lavabo tıkacına bakarak düşüneceği sayılı şey vardır. Boşluğa bakarken
olduğu gibi. Aslına bakarsak ben seni hep. Ben, seni, hep. Buna devam
edemiyorum. Buna katlanamıyorum da.
Beraber yürüdüğümüz yolu kaldırım döşediler be, ben daha nasıl
özetleyeyim?
01 Mayıs 2014
Tekrar birleşemeyecek kadar parçalara ayrılmak.
Savrulmak -ayrı yörüngelere-
O kadar büyük savrulmak ki. O kadar.
Tanımadığın insanların ayaklarına kapanacak,
sokaklarda ağlayacak kadar sevmek.
Bir keresinde de severken ölecek gibi olmak ama bundan kimseye bahsedememek.
Yahu gözlerinde kendimi görüyordum, nasıl sevmeyeyim? Veyahut, gözlerimi
inceliyordu nasıl oldu da sevmedi?
Elimden öyle bir kayıp gitti ki yeryüzü bu şiddette bir erezyon tatmadı. Olsun.
Benim içim öldü orospu çocukları.
Benim içim ölü.
Siz bu acıyı nereden bilebileceksiniz?