17 Ekim 2014

Artık devam edemiyor olduğum gibi yazamıyorum da. Yazmak, sana yazmak benim için o kadar içimi alıp masanın üstüne koymak gibiydi ki. Hatta masanın üstüne koymak değil de içimi katlayıp kalbinin üstüne asmak. Yırtıp savuracağını kim tahmin edebilirdi?


Geldin olmadı gittin olmadı gelmeden uzaktan şöyle bir baktın olmadı. Kendime seninle bir hikaye yarattım ve sen hiçbir şeye dahil olmadan hep uzakta kaldın. Velhasıl bir tek ben sevdim, ben yandım, ben söndüm. Göz göze gelsek diri diri yandım gelmesek sağ kalamadım.


Beni aldın artık ne yaptın bunu ben bile tanımlayamıyorum. Bitmek tükenmek bilmeyen bir umutla gelmeni beklemek ve sesini/ellerini/gözlerini özlemek mi daha kötü yoksa tüm umut ışıklarımın tarafınca söndürülüp artık bütün hisleri özlemleri bitirip kül etmek mi? Ben bu elimde kalan hiçlik içimde çığır açan boşlukla gerçekten ama gerçekten hiçbir şey yapamıyorum. Benim hayatımdaki her şey yerle bir oldu. Bir daha hiç toparlanamadım ve bu yıkımların hiçbirini sana anlatamadığım gibi atlatamadım da.

Ama en çok da ne biliyor musun? Ben hiçbir şey istemedim senden allah kahretsin ki hiçbir şey beklemedim. Sen birden elime umutlar tutuşturup sonra beni yerle bir ettin.
Ya ben birini sen sansam içimden bir şey yükselir gözlerimi doldururdu sen niye benimle bu kadar oynadın?