Size biraz kursakta kalan o son hevesten
bahsedeyim. Tam inanmaya başladığım yerden akciğerimi söküp gitti.
İnsan veda bile edemiyor. İnsan kabul de edemiyor ya. İnsan
ne yapıyor biliyor musun? Gittiğine alışıp duvarlarla konuşmaya başlıyor. İnsan gerçekten alışıyor ya.
Ha, bir noktadan sonra kafayı da yiyor ama o son vedayı
siktiğimin hiçbir zaman diliminde edemiyor. İçinde kaldı, belki kala kaldı ama
daha ilerisi yok. Geçeceği de yok lakin o hayatına devam ediyor sen konuştuğun
duvarları yıksan ne olur?
Biraz şeyden de bahsetmek istiyorum ya. Kızgın değil kırgın
kalmak. Bunu hiçbir zaman anlayamayışına olan 1 dakikalık saygı
duruşumun sonuna geldim. Bak, boğazımda düğüm olarak kaldı o kırgınlık iyi bak.
Kırıkları boğazıma battı Allah aşkına bir kez dönüp bak.
Dönüp dolaşıp sana takılmamın pişmanlığı da bu köşede dursun.
Hepsini üst üste koyduğumda bir gökdelen inşa oluyor zira sen
de her defa beni o gökdelenden zemine yapıştırdın. Bunu neden yaptın bilmiyorum
artık bir neden aramıyorum da.
Herkeste seni aramaya gelince, o kısımda bir bardak soğuk
suyunu içerim. Hatta bir bardak su da boğulurum bile çünkü buna bir son vermem
gerek.
-muş gibi yapmalarımı çocukların ulaşamayacağı o en üst rafa
kaldırdım. Mutluy-muş gibi, devam edebiliyor-muş gibi, hatırlamıyor-muş gibi.
Ben buradan sana saniyede 50 km hızla koşuyor-muşum gibi de
aslında ama ben bu gerçeğin üstünü gazetelerle örttüm.
28 Haziran 2014
27 Haziran 2014
Kendi açtığın boşluğu dolduramadın bak, acıya
gel. Ne güzeldik be, ne güzel de iflahımızı siktin.
Senin bencilliklerin hep içime battı, içime saplandı bunu
göremeyen gözlerinden öpüyorum. Aynı gözlerinden başkasına sevgiyle bakarken
-bana hiç bakmadığın gibi- ben burada ölüyorum da ama bunun mevzusunu
yapmayacağım. Tercih meselesi. Biraz gerizekalılık belirtisi de ama ziyanı yok.
Gelişini neden bir türlü kabullen/e/meyişimi keşke bir kez
oturup uzun uzun düşünseydin. Keşke beni bir kez olsun düşünseydin.
İstesem seni bitirip üstüne öyle topraklar atardım, ki
yapmadım, zira kıyamadım. Göremedin.
Beni de bir sevemedin ya bunu havai fişeklerle yazıklamak
istiyorum. Bu pes etmekte değil artık, bu kabullenmek, bu bitip tükenmek, bu
başka bir şey ya bunun artık bir mühimmatı yok.
Bu biraz da şey gibi ya hep aynı yerde düşüp başa dönmek.
Devam etmek yok. İlerlemek yok. Bu saçma sapan bir şey işte artık.