28 Haziran 2014

Size biraz kursakta kalan o son hevesten bahsedeyim. Tam inanmaya başladığım yerden akciğerimi söküp gitti.
İnsan veda bile edemiyor. İnsan kabul de edemiyor ya. İnsan ne yapıyor biliyor musun? Gittiğine alışıp duvarlarla konuşmaya başlıyor. İnsan gerçekten alışıyor ya.
Ha, bir noktadan sonra kafayı da yiyor ama o son vedayı siktiğimin hiçbir zaman diliminde edemiyor. İçinde kaldı, belki kala kaldı ama daha ilerisi yok. Geçeceği de yok lakin o hayatına devam ediyor sen konuştuğun duvarları yıksan ne olur?
Biraz şeyden de bahsetmek istiyorum ya. Kızgın değil kırgın kalmak. Bunu hiçbir zaman anlayamayışına olan 1 dakikalık saygı duruşumun sonuna geldim. Bak, boğazımda düğüm olarak kaldı o kırgınlık iyi bak. Kırıkları boğazıma battı Allah aşkına bir kez dönüp bak.

Dönüp dolaşıp sana takılmamın pişmanlığı da bu köşede dursun.
Hepsini üst üste koyduğumda bir gökdelen inşa oluyor zira sen de her defa beni o gökdelenden zemine yapıştırdın. Bunu neden yaptın bilmiyorum artık bir neden aramıyorum da.
Herkeste seni aramaya gelince, o kısımda bir bardak soğuk suyunu içerim. Hatta bir bardak su da boğulurum bile çünkü buna bir son vermem gerek.

-muş gibi yapmalarımı çocukların ulaşamayacağı o en üst rafa kaldırdım. Mutluy-muş gibi, devam edebiliyor-muş gibi, hatırlamıyor-muş gibi.
Ben buradan sana saniyede 50 km hızla koşuyor-muşum gibi de aslında ama ben bu gerçeğin üstünü gazetelerle örttüm.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder