27 Ağustos 2014

 

Bana eşya gibi davranan adama 2 yılımla beraber bu yazıları verdim.

Bana bir adım atsan ben zaten ciğerinin sol köşesi, hiçbir şey yapmadan öyle dursan canının üçte biriydim. İçimdeki güzel hislerin üzerinde zıplamanın ne gereği vardı?

Bugüne kadar bana tercih ettiği insanların da hepsi gitti. Ben kaldım. Bundan sonra da eder, bundan sonra da kalırım, ziyanı yok. Zaten ben, o aynı bankta, aynı gri hırkasıyla kalakaldım /belli dahi edemeyecek kadar ortada kalmak/
O bunların tek bir tanesini bile bilmez.
Bilmesi de gerekmez ama insan canlı canlı yanıyor be. Daha önce bahsettiğim diğer her şey gibi insan buna da alışıyor lakin bu kadar acıya ne gerek vardı? Ben söyleyeyim. Hiç gerek yoktu.

Hazır hiç gereği yokken ve hazır sana ihtiyaç duyduğum sayısız zaman olmuşken sen nerelerdeydin bana maddeler halinde açıklar mısın? Ben maddeler halinde eksildim çünkü.
Dilerim o kız seni hiç eksik bırakmaz, dilerim onu o kadar sevmiyorsundur. Ben o kadar çok ve o kadar temiz sevmenin hiçbir yararını görmedim çünkü. Dilerim sen bir şekilde görürsün.
Veyahut dilerim bir gün sadece oturup konuşuruz. Seninle oturup konuşmak. Sana yazmak, sana konuşmaya hasret kalmak bir yana ses tonunu unutacak kadar da ayrı kalmak. Sadece nasılsın desen ben 1 yıl buna sevinirdim. Bak, bunca acının gerçekten bir manası yokmuş.

Aynı şeyleri vurgulamak için defalarca kez altını çizmekten sayfalarım yırtıldı. Oysa istesen hepsini birleştirip yine sana gelirdim zaten. Bir istesen.


Hep soluma oturur, sağımdan sarılırdın bunun mutlaka bir anlamı olmalıydı. İkimizden geriye bir tek bu kaldı ve bu, yok sayamayacağım kadar somut bir gerçek. Bir zaman diliminde ikimiz gerçekten olmuştuk. O kadar basit, o kadar güzel olmuştuk ki bu kadar kirletmenin de hiçbir önemi kalmadı. Gerçekten.

Ben içimi bölüp bölüp buraya dağıttım. Siz istediğinizi seçip okursunuz. Ben, burada, kendimi 9 milyon parçaya ayırdım  ve 9 trilyonluk acıya katlandım. Siz yine de istediğinizi seçer-okursunuz.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder