24 Kasım 2014

 

Ama sonra bir gün kendinizi, onu affederken buluyorsunuz. Yaşattıkları için, yaşatmadıkları için, içinizde kalanlar için, içinize batanlar için, canınızı yakan ve boğazınıza takılan her şey için; tüm benliğinizle, tüm benliğini affederken buluyorsunuz.
Zira insan hislerine söz geçiremiyor. Onun da o güzel canı sizi sevmeyi hiç istememiş. Başkalarını sevmeyi, başkalarını öyle güzel sevmeyi istemiş ki size sadece izlemek kalmış. İçinize bata bata izlemek.

Sizi en inceldiğiniz yerden kopamadığınız o noktanızdan kördüğüm yapıp, en dibe atmışlar. Dip. Gerçekten hiç mi bir umut yokun gerçekten hiç yok olduğu o dip.
Siz eminsiniz, bunun da altından kalkarsınız ama -zamanında ellerinizi ısıtan o ellerinde- bu kadar oyuncak olmanın ne gereği vardı? Velhasıl, daha önce içimizi ortadan ikiye ayırdıkları da olmuştu, bunun duacısıyız.

Bir insanı en güzel sevmiş olmanın haklı gururu. Bir insanı onu o yapan her şeyiyle, gülerken çıkardığı sesler, soluk alıp-verişi, vurdumduymazlığı ve tüm alaycılığıyla en güzel sevmiş olmanız.
En güzel sevilmiş olması ve tüm bunları elinin tersiyle tek hamlede savurması.

Lakin ben, ondan sonra kimi sevmeye kalksam bu kadar hisse ayıp olur diye vazgeçtim. Ben ondan sonra kimseyi kabullenemedim. Ben, ondan sonra darmadağın oldum, devam edemedim.
Ama kabullendim. Çok güzel kabullendim çünkü çaresizlik bunu gerektirdi be aq.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder