Daha
soracak bir milyon sorum vardı. Hangi hakla beni erkenden yarı yolda bıraktı?
Hep ama hep, yeterince çok ve yeterince uzun seversem bir gün
o da beni sevme mecburiyetine düşer sandım. Aniden kendini beni severken bulur,
bana acırken değil sandım.
Ne zaman sevmeye başladığımı unutacak, ne zaman artık
sevgisine değil de batağa sürüklendiğimi fark edemeyecek kadar uzun sevdim.
Karşılık görmeden, karşılık beklemeden.
Ne zaman bu kadar yabancı kaldık onu dahi ayırt edemedim. Ne
ara bu kadar yüzüne bakma hakkım dahi kalmadı? Bunlar üstünde 2 dakikadan fazla
konuşamadığım konular. Bunlar benim 2 yıldır herkese hesabını sorduğum,
herkesten acısını çıkardığım konular da.
Bir kol boyu mesafesindeki yüzüne dokunabilme hakkımı elimden
kim aldı?
Aramızdaki bu buz dağını kim yarattı ve hangi koşul beni,
yüzünü görünce kafamı önüme eğme zannı altında bıraktı?
Benim gerçekten soracak bir milyon sorum vardı.
Her gidişinin ardından içinize bu son ve ben bunun altından
kalkabilirimli surlar inşa etmek, en ufak adımında da aynı surların enkazı
altında tekrar tekrar kalmak.
Son seferinde öyle bir enkaza sokmuş ki çektirdiklerini
siktiğim, öl öl bitmiyor.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder