Beni yalnızca acılar içindeyken fark edebilen
insana elimde avucumda ne kadar sevgi varsa o kadarını harcadığım gibi bunun
bir kez dahi hesabını sormadım. Bana herhangi bir zaman diliminde acımak
dışında başka bir his duyduğu oldu mu, en çok bunu merak edip en çok bunun
hesabını soramadığım yerlerimden öldüm.
Gururdan yere iç organlarım düşse eğilip almayacağım zamanların yerini,
karşısında çaresizlikle karışık yüzsüzlüğümle yerden kalkamadığım zamanlar
hangi ara ele geçirdi? Sevmiyor işte kendimi küçük düşürmelerime ne uğruna son
veremedim?
Aynı insan beni, aynı sevmeyişiyle kaçıncı kez alt edebilir?
Keşke her şeyi bir kenara bıraksak ve sadece karşına geçip tüm boktan hikayemi
anlatsam. Sen de sadece dinlesen. Sonra kalkıp gidersin belki. Gitmek en
sevdiğin eylem olduğundan ve ben aynı gidişini tam 4 kez izlediğimden. Belki de
kalırsın biraz karşımda. Kalırsın ve doğru olmadığını bile bile koşulsuz
inandığım o yalanlarından birkaç tane sıralarsın. Belki de hiçbir şey
yapmazsın, artık hiçbir şey yapamayacağımızı ve hiçbir şey olamayacağımızı
kabullenmiş halde, oturur ve hiçbir şey yapmadan sadece dururuz. Bir zamanlar
sadece karşında durabilmek için nelerimi feda edebilecek olduğumu bir bilsen.
Bir bilsen şu kodumun hislerini hep 15 kişilik yaşadığımı. Bir bil-sen.
Gözlerinle görsen bu dev kaybedişimi. İliklerine kadar hissedebilsen, zira bu
acı artık somut. Bu acı beni yaktı, seninle tek ortak payemiz olan kasım
ayımızı yaktı -velhasıl tam da sırasıydı çünkü insanlar o kasım ayının üstüne 7
kat toprak attı-. Bu acı, herkesi karşısına alıp, herkesi alaşağı edip bir
kenara attı. Benden geriye tanıyabileceğin tek bir parça dahi kalmadı. Al birde
bu hiç tanımadığın taraflarımdan yak be aq.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder