28 Şubat 2015

 

Beni yalnızca acılar içindeyken fark edebilen insana elimde avucumda ne kadar sevgi varsa o kadarını harcadığım gibi bunun bir kez dahi hesabını sormadım. Bana herhangi bir zaman diliminde acımak dışında başka bir his duyduğu oldu mu, en çok bunu merak edip en çok bunun hesabını soramadığım yerlerimden öldüm.
Gururdan yere iç organlarım düşse eğilip almayacağım zamanların yerini, karşısında çaresizlikle karışık yüzsüzlüğümle yerden kalkamadığım zamanlar hangi ara ele geçirdi? Sevmiyor işte kendimi küçük düşürmelerime ne uğruna son veremedim?
Aynı insan beni, aynı sevmeyişiyle kaçıncı kez alt edebilir?
Keşke her şeyi bir kenara bıraksak ve sadece karşına geçip tüm boktan hikayemi anlatsam. Sen de sadece dinlesen. Sonra kalkıp gidersin belki. Gitmek en sevdiğin eylem olduğundan ve ben aynı gidişini tam 4 kez izlediğimden. Belki de kalırsın biraz karşımda. Kalırsın ve doğru olmadığını bile bile koşulsuz inandığım o yalanlarından birkaç tane sıralarsın. Belki de hiçbir şey yapmazsın, artık hiçbir şey yapamayacağımızı ve hiçbir şey olamayacağımızı kabullenmiş halde, oturur ve hiçbir şey yapmadan sadece dururuz. Bir zamanlar sadece karşında durabilmek için nelerimi feda edebilecek olduğumu bir bilsen. Bir bilsen şu kodumun hislerini hep 15 kişilik yaşadığımı. Bir bil-sen.
Gözlerinle görsen bu dev kaybedişimi. İliklerine kadar hissedebilsen, zira bu acı artık somut. Bu acı beni yaktı, seninle tek ortak payemiz olan kasım ayımızı yaktı -velhasıl tam da sırasıydı çünkü insanlar o kasım ayının üstüne 7 kat toprak attı-. Bu acı, herkesi karşısına alıp, herkesi alaşağı edip bir kenara attı. Benden geriye tanıyabileceğin tek bir parça dahi kalmadı. Al birde bu hiç tanımadığın taraflarımdan yak be aq.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder