Sen benim içimdeki bütün güzel hislere kızgın demir bastın ama, olsun.
Bir süre sonra
her şey olsun'a bağlanıyor. Sen benim için ilk olan her şeyi yakıp geçtin ama,
olsun. İnandığım tüm gerçekleri yalan bilhassa talan ettin ama, olsun.
Bir süre daha sonra da her şey çıkmaza sürükleniyor. İnsan acaba diyor, acaba
tek taraflı bir yaşanmışlık o tek tarafı nasıl yok edip tekrar tekrar
canlandırabilir?
Bak bu kısım da cümlelerimde nesne olarak dahi kalamayışın.
Ben çok konuşurum, ben hep ama hep konuşurum. Ama artık dinlemeni ister miyim
hiç bir kez olsun düşündün mü? Çünkü artık gerçekten bendeki bu ne yüzsüzlük?
-Ama ve lakin bir kez daha gözlerimin içine o bir asır önceki sefer gibi
bakabilmen için bütün arsızlığıma rest çekebilir/d/im.-
Bu geçmiş zaman kipleri de neyin nesi?
Bak bir kez daha diyorum, her seferki son kez varsayımıyla oluyor, ama
gerçekten son kez daha sarılabilseydim. İnsan bazen bunun hayalini kuruyor.
Aynı senin bir başkasıyla olan hayallerin gibi.
İnsan akıllanmıyor çünkü o aklı artık kendinde bulamıyor. İnsan kendini
bulamıyor ki akla ne hicret?
Kendimi susturamadığım zamanlarda hep seninle konuşuyorum. Silik bir iki
cümlene tutunup daha kaç kez huzurlu uyunabilir?
Aynı kabusu tekrar tekrar ve tekrar nasıl bir mazoşizm yaşatabilir?
İnsan bazen sadece rüyasına girmeni bekliyor. İnsan özlerken kafayı yiyor be.
İnsan senin başkasına ait cümlelerini okurken, ona olan o özlemini hissederken
ölüyor. Sonra nasıl diriliyor bunu da insanın bir türlü mantığı almıyor.
İnsan tonlarca his, onlarca paragraf ve milyarlarca harfle sokağa atılıveriyor
da bir kez olsun şikayet edemiyor. Çünkü artık ne desin ki? Nasıl diyebilsin?