06 Aralık 2013

 

Birini işaret parmağından öpmeyi özleyecek kadar sevmek benim tercihim değildi. Boşluk halinde tutunduğu dalın kendisini dibe sürükleyeceğini kim tahmin edebilir.
Bahsetmek istediklerim bunlar değildi. Seri bir şekilde konuyu toparlayalım.
Bence toplanalım ve yağmur yağarken ağlayalım.
İçimizdeki kederi yalnızca yağmur temizleyebilir sevgili bay ve bayanlar.
Sizleri pistten alalım zira ayaklarınız altında ezilen gurura ihtiyacım olacak.

27 Temmuz 2013

 

Yalanın yakıştığı bir adam tanıdım. Yalnızca gözleri onu ele verirdi.
Gözleri retinasına kadar renksizdi.
Aradığım/ istediğim biri değildi. Lakin elimi tuttuğunda nefesimi keserdi.
Sessiz iç çekerdi. Kederliydi. Belki de değildi.

Onu anlamanın mümkün olmadığı zamanlarda yaptığım birkaç tespit var.
Kalbimde çıkan yangının kül tadındaki bu hisleri aldırdığım bir zaman diliminde bunları da konuşacağız.

Bazı külçe ağırlığında gerçekler vardır.
Ağırlığı 10 kilodur, anlamı 10 ton.
Bazı hikayeler vardır yarım kalır.
Acıtır. Acı 1000 tondur.

08 Temmuz 2013

 

Yanlışlarımın üstüne yalanlarımı örttüm. Geceleri yorgan yerine onlara sarılıp uyuyorum. Kendimi 48 yerimden bıçaklayarak öldürdüm. Ceset hissizliğinde geçireceğim hayatım adına, kalan duygularımla, sevinçle karışık üzüntü duyuyorum. Bir gün mutlu olacağım ve zaman dilimini o anın gelmesini bekleyerek kemiriyorum. İçimde yerinden tam emin olamadığım bir boşluk var. Birde kan. Çok kan var.
Beni kan tutar.

 

Sayılı değer yargılarımı şöyle uzatayım. İhtiyaç halinde üstüne basıp parçalarsın.

 

Bedenimi yakın zamanda terk ettiğine dair eminliğine ant içeceğim ruhumu başkalarında arayışım umarım susuzluğunuzu dindirir bayım. Bir gün, aradığım bedende, ruhumu, bulacağım.

 

Umurunda ol/a/mayışlarımın yarattığı soğuk betona tutunayım. Zira tutunacak bir şeyler bulamazsam, öleceğim.



Özümde iyi biriyim. Özümde baya iyi biriydim. Lakin özüme dönebilme seçeneğini sunmadılar.

05 Temmuz 2013

 

Taviz veremediğim birkaç şey var, çok değil.

 

Berbat bir insanım ve iyi şeyler yaptığımda kendimden korkup kaçarım. Yine çok değil, bir sene önce bir adam tanıdım. Dünyanın en leş sayılı insanlarındandı. Sevgiye muhtaçtım ve bir adamı tam bir yıl önce hayatıma aldım. Konumuz ne yazık ki bu değil.

 

Camdan yapılmadığımın hat safhada farkındayım. Ne yazık ki kırıklarım boyumu aştı.

 

Tahammül sınırlarımı zirvede bıraktım ve hayatımın geri kalanına beyni olmayan bir salyangoz ferahlığında devam edeceğim. -Tercih meselesi-

 

Aynı ortamda en fazla ne kadar zaman geçirebilirim bilmiyorum ama yıllardır gerçek anlamda tek bir yaşamsal faaliyette bulunmadım.

 

Boşluk halinde tutunduğum her şeyin, canını, yakarım.

 

Bilincimi ameliyatla aldırdım fakat unutmadığım birkaç şey var. Bir ara onlardan da bahsedeceğim.

 

Cevabını alamadığım yüzlerce soruyu kafamda yarattığım bir uçurumdan aşağı fırlattım. Aynı uçurumdan kendimi atmak için geri sayımı başlattım. Zamanı geldiğinde, -gereklilik halinde- yarattığım tüm keşkeler'i çakmakla yakacağım. Dibe batmış olabilirim ancak halimden zerre kadar şikayetçi değilim. Burası cennetin tanımına yakın.

 

Suratıma örttüğüm egolarımı kenara çekersem bir hiçim. Yarattığım maskelerden bir gün kurtulacağım ancak ne yazık ki nasıl davranacağımı kestiremiyorum.

 

Yeterli cesareti kendimde bulduğum bir zaman diliminde saçlarımı kestireceğim. Bir film arasında rastgele patlamış mısır dağıtacağım ve bir gün yaptığım hiçbir şeyden pişman olmayacağım. Daha zamanı var. Ne yazık ki.

 


Göründüğüm kişiyle olmak istediğim kişi arasında bir yerdeyim. Sanırım kafayı yemek üzereyim. Pek emin değilim.

16 Mayıs 2013

 

Elini tutarken kendimi güçlü hissettiğim adamı,

Elimden/içimden parça parça attılar.

O kadar ki bana boşluğu, yokluğu, olmamışlığı dahi kalmadı.

 

Ağladığımda oldu. Çok ağladığım oldu.

Gelmedi. Geçmedi. Geçirmedi.

İstese gelirdi.

İstese, geçirirdi.

 

Hayatımı ele geçirdi.

Elleri.

Güven verirdi.

Çok sıcakta değildi.

Yalnızca güven verirdi.


Bana düşen sadece hiçliği.


Kirpikleri.

Uzundu.
Güzeldi.
Bana aitti.
Sadece benimdi.


Sonra gitti.

11 Mayıs 2013

 

Görmezden geldiğim her şey, günün sonunda gözle görünür bir hâl alıp bana tekme attı.

Masal dinlemeye bayılan birini ayakta uyutmakta zorlanmayışını hoş karşılıyorum.

 

Biraz kendimden bahsedeyim.

Zira, kendimde değilim.

 

Mutluluk kavramını sinir hücrelerine kadar hissedip, ucube zaman diliminin onda birinde her şeyini kaybetmiş birinden, bırak da biraz olsun bahsedeyim.

Zira, kendimde, değilim.

 

Hatalarımı kapatmak için daha büyük hatalar yaptım.

Ben, bir noktadan sonra battım.

Sadece mutlu olmak istemiştim. Mutlu olmayı -gerçekten- hak etmiştim.

 

Bir çocuğun yere düşünce ağlamak yerine, kanlarını üzerine silip koşmaya devam edişini anlayışla karşıla.

Zira güç gösterilerim boyumu hayliyle aştı.

 

Altından kalkamayacağım yüklerin altında ezildim.

04 Mayıs 2013

 

Bir keresinde kendimi birinin hayatında –gerçekten gerekli hissettim.

İç kanamalarını durdurup, boşluklarını doldurdum.

Benden nefes alma kavramını alan adamı iyileştirip tüm hücrelerini dondurdum.

İlk kez, kendimi birinin hayatında –gerçekten gerekli hissediyordum.

Aklımı kaçırıyordum.

Aklımı yitiriyordum.

İhtiyaç duyulmak kavramı nedir bilmiyordum.

Ben olmasam dökülecek,

Ben sarılmasam ölecekti.

Ölmeyecekti. Ben olmasam hiçbir şey değişmeyecekti.

 

Birinin hayatı olmayı göze alabilmeniz için hayatınızı feda etmeniz gerekir.

Edebilmeniz gerekir.

Bana ihtiyacı var, bana, ihtiyacı var. Yanında olacağım. Sol yanına kurulacağım.

 

Çok sevilince giden adamlar vardır.

O kadar ki bir adamı milyon yerinden sevdim.

Aynı adam beni milyon yerimden bıçaklayarak, gitti.


Bıçak darbeleriyle dahi ölmeyen kadınlar vardır.

Bir keresinde. Kendimi. Birinin hayatında. Gerçekten. Gerekli hissettim.

Sonra geçti.

25 Şubat 2013

 

Bir kadın hayatında ilk kez bu kadar çok seviyordu. ‘Mutluluk’’ diyordu Mutluluk öldürücü galiba.’’ Sarılırken gözlerini kapatıyordu, kokluyordu, seviyordu. Bir adam hayatında ilk kez bu kadar çok seviliyordu.


Sarılırken gözlerini kapattığın adamı, hiçbir paralel evrende unutamazsın.


Gülerken gözlerim kısılıyordu.

Belki de en çok bunu seviyordu/sevmişti.

Beni bir zaman diliminde gerçekten sevmişti.


Kirpiklerinle oynuyordum. Kirpiklerini seviyordum. Çok seviyordum. Çok seviliyordun. Hayatında ilk kez bu kadar çok seviliyordun. Sonra, herhangi bir mevsimin, herhangi bir ayında, gidiyordun. Git’’ diyordum. Kal istiyordum.


Hayatımda ilk kez mutlu hissediyordum.

İlk kez hissediyordum.

 

Gülüşünden öptüğün adamı, beyninin hiçbir hücresinden silemezsin.

04 Şubat 2013

 

Birinden ağlayarak vazgeçmek zorunda bırakılmak. Kötü. Ancak. Zor değil.

 

 

Severken öldürmekten korktuğun adamın seni bilmem kaçıncı yerinden bıçaklaması. Kötü. Ancak. Asla öldürücü değil. Önünde ağlarsan, kalbini acıtmaktan korktuğun adamın seni acıtmaktan, siktiğimin hiçbir zaman diliminde çekinmemiş olması. Canını yakması. Canını dibine kadar yakması. Öyle ki bir üst leveli cinayete teşebbüs olacak kadar yakması. Zamanın akması, zamanın durması, ‘’siktir et geçecek’’ adlı zamanın yalnızca tek bir adama bağlı olması.

 

Adalet bu değil. Adalet, böyle bir şey değil.

 

 

Tanrı,

 

Bu kabusun,

 

Hangi bölümünde?



Sarıldığında aitlik kipini tüm hücrelerinde hissettiren adamın, gidişinin yarattığı boşluğu, kimsenin dolduramayışı. Haksızlık tam olarak bu. Haksızlık tam olarak böyle bir şey.



Saniyenin onda birlik zaman dilimi. Nefes alışı. Nefes verişi.

 

 

Gözlerine, göz bebeklerine bakarak ‘Ben seni üzmeye kıyamıyorum ki’’ diyen birinin canını gözünü kırpmadan acıtması. Kötü. Ancak. Asla öldürücü değil. ‘Sürekli nefesini hissedecek kadar yakınımda ol’’ başlıklı, bol acıklı, bol yazıklı gidişler. Nefesini kesişler. Ancak asla öldürmeyişler.

 

 

Bu acıyı, bu adamı yalvarırım al içimden’’ adlı yakarışlara hiçbir zaman diliminde verilmeyen dönüt.

 

 

Bir insanı sayısız yerinden, en derinden, en içinden bıçaklayıp ancak asla öldürmeyen acıdan bahsetmek istiyorum. Öldürmeyip süründüren milyonlarca bıçak darbesi. Öyle ki bir keresinde iç organlarımın her hücresinde bomba patladığını, resmen, hissetmiştim. Al’’ diyordum. Bu acıyı, bu adamı yalvarırım al içimden.’’